İçeriğe geç

İzlanda Kış Rehberi

Mart ayında gerçekleştirdiğim kısa ama dolu dolu gezimden sonra İzlanda benim için yeni bir tutku olmuştu. Normalde gittiğim ülkelerde en önemli noktaları gezer kısa sürede dönerdim ama İzlanda için planlar yapmaya başladığınızda hiç bir zaman günlerin yetmeyeceğini ve gezilecek yerlerin sonu olmadığını fark ediyorsunuz. İlk gezimde daha fazla bu hayali ertelemek istemediğim için 3 günlük hızlı bir gezi planı yapmıştım. Sonra o kadar çok İzlanda’yı övdüm ki 6 arkadaş bir kış gezisi için planlar yapmaya başladık. Tabii grup olarak plan yapmanın zorluğunu kısa sürede anladık ve ancak 3 kişi buluşabildik.

Buzulların, şelalelerin, yanar dağların, krater göllerin, termal havuzların, kendine özgü atların ve kuşların memleketi İzlanda için bu sefer değerli arkadaşlarım İstanbul’dan Lale ve İsveç’ten Betül ile Kasım ayının ilk haftasında hayallerimizi gerçekleştirmek üzere İzlanda maceramız başladı. 

İzlanda’ya Ne Zaman Gitmeli?

İzlanda rehberimi okuyanlar hatırlayacaktır. Mart ayında tek başıma çıktığım yolculukta hava görece çok daha güzeldi ve yağmurlu 1 günün ardından güneşli 2 günde altın çember rotasıyla güney rotasını tamamlamıştım. İzlanda’da Mart-Ekim ayları arasında hava görece daha sıcaktır fakat genellikle 13 C’yi geçmez. Yani hangi mevsimde giderseniz gidin üzerinizde montunuz içinizde içlikleriniz olmalı.

İzlanda’ya ilk defa geliyorsanız mutlaka yazın gelmelisiniz! 

DSC08101

Yaz döneminde gitmenin en güzel yanı ortalama 18-19 saat güneşin batmaması yani gezilecek bol bol zamanın olması. Kötü yanı ise turistik dönem olduğu için kışa göre neredeyse her şeyin 2 kat daha pahalı olması ve en büyük buz mağarası olan Vatnajökull’a giremiyor olmak. Buz mağarası rehberimde detayları okuyabileceğiniz gibi yazın geliyorsanız alternatif olarak Katla yanardağı eteklerindeki buz mağaralarını ziyaret edebilirsiniz. 

Kışın ise gezmek için verimli 5-6 saatiniz oluyor ama bu aralıkta buzullarla kaplı ülkede kar fırtınaları yüzünden gezmek çoğu zaman imkansız hale geliyor. Tabii tüm bu tehlikeye rağmen İzlanda’ya kışın gitmek için en büyük sebebiniz kuzey ışıklarını gözlemlemek, termal havuzların keyfini çıkarmak, Vatnajökull’u ziyaret etmek  ve kar altındaki muhteşem doğayı fotoğraflamak olabilir.  Bizim için en büyük neden kuzey ışıklarını gözlemlemekti ve tüm detaylarını Kuzey Işıkları-İzlanda yazımdan okuyabileceğiniz gibi hayallerimiz beklediğimizden çok daha güzel gerçekleşti.

Bu mevsimsel aralıkta size önerim sıcak dönem için Mart-Nisan aralığı, soğuk dönem için ise Ekim sonu ve Kasım başı veya Şubat başı olacaktır. Mart-Nisan aralığında hava yeni ısındığı için turist sayısı az ve fiyatlar daha düşük oluyor. Belirttiğim soğuk dönem aylarında ise kış tam gelmediği için tehlike oranı azalıyor. Ayrıca Vatnajökull’a Kasım başında girişler başlıyor.

Bu saydıklarım bir kenarda dursun, İzlanda’ya gitmeye kararlıysanız bilmeniz gereken en önemli konu hangi ayda giderseniz gidin aynı gün içerisinde güzergahınız boyunca tüm mevsimleri yaşama ihtimalinizin olması. Hatta İzlanda’ya özgü “Havayı beğenmediniz mi? O zaman 15 dakika bekleyin!” deyimini bol bol yaşayacaksınız.  1

İzlanda rehberimde izlenecek rotayı uzun uzun haritalarla anlattım. Hatta orada nerede kalmalı, nasıl seyahat etmeli, yanınızda yiyecek ne götürmeli konularından detaylı olarak bahsettim. Bu yazımda geçen sefer gidemediğim ama bu gezimde uğradığım yerlerden, ayrıca kışın gidenleri nelerin beklediğinden ayrıntılı bahsetmek istiyorum. 

Araç Kiralama

İzlanda’yı gezmek istiyorsanız tur firmalarına çok yüklü paralar vermek yerine araç kiralayıp gönlünüzce gezmelisiniz. Bu şekilde başkente bağlı kalmadan her gün güzergahınız üzerindeki otellerde konaklayarak daha ucuza daha verimli ve keyifli gezi planlayabilirsiniz. Önceki rehberimde Blue Car Rental firmasından bahsetmiştim. Bu firmanın özelliği araç fiyatlarına neredeyse tüm sigortaları dahil etmesi ve araçlarının görece çok bakımlı olmasıydı. Kış gezisi planlıyorsanız mutlaka tüm sigortaları kapsayan iyi bir 4×4 araç kiralamalısınız. Önceki gezimde Toyota RAV4 kiralamıştım. Bu sefer Kia Sportage kiralamak istedim ve hem ekonomi hem de konfor açısından oldukça memnun kaldım.

Oteller

Booking vasıtasıyla güzergahınız üzerindeki en uygun otelleri seçebilirsiniz. Görece pahalı oldu için ortak wc-banyolu odaları veya hostelleri tercih edebilirsiniz. İzlanda genel olarak az nüfuslu, klasik şehir yaşantısından uzak bir ülke olduğundan otellerde resepsiyon bulundurmak pahalı bir seçenek. Bu nedenle otele ve odalara mail adresinize gönderdikleri şifre ile giriş yapıyorsunuz. Yani gittiğiniz otel görece uygun bir otelse çalışan görmeme ihtimaliniz çok yüksek. Bazı otellerde ise size check-in zamanı belirtiliyor. O zaman aralığında otelde olmazsasınız giriş yapamazsınız.

Ne Giymeli

Mümkün olduğunca kalın su geçirmez montlar ve botlar, çift eldiven, kar pantolonu ve en önemlisi ayakkabılara geçirilen çivili kar patikleri. Kar patikleri olmadan kesinlikle kış gezisi planlamayın.

Ne Yemeli

İzlanda’ya özgü mutlaka tatmanız gereken bir yemek yok. Sıradan yemekler de oldukça pahalı olduğu için valizinize ne sığıyorsa götürmelisiniz. İzlanda her mevsimde soğuk olduğu için yiyeceklerinizin bozulması gibi durumlar yaşamayacaksınız. Ayrıca yanınızda mutlaka içme suyu için şişe ve sıcak su için termos olmalı.

İzlanda Kış Maceramız Başlasın

Tüm bu önerilerden sonra sıra geldi hayalleri yaşamaya. 1 Kasım’da Lale ile birlikte Kopenhag aktarmalı uçuşumuzla İzlanda’ya saat 15.30 gibi ulaştık. Hemen havalimanı yanındaki ofisten aracımızı kiralayıp yarım saat uzaklıktaki Blue Lagoon’a yola koyulduk. 

Blue Lagoon

Avrupa ve Amerika kıtalarının birbirinden ayrıldığı bölgede yer alan İzlanda’nın jeolojik yapısı ülkede bir çok yanardağ ve jeotermal sıcak su havzalarının oluşmasını sağlamış. Blue Lagoon ise bu havzaların en büyüğü. Bunun nedeni insan eliyle oluşturulmuş bir turistik bölge olması. İçerdiği silika mineralleri suya mavi rengini veriyor. Silis ve kükürt bakımından zengin ve ortalama 37-39 C sıcaklığında olması nedeniyle çeşitli cilt ve romatizma hastalıkları olanlar tarafından oldukça sık ziyaret ediliyor. Gittiğimiz saatte yer olmadığı için ancak akşam 18.30’a bilet alabilmiştik. Bilet fiyatları sabit değil ve zaman yaklaştıkça daha pahalı oluyor bu nedenle mutlaka gitmeden biletinizi internetten ayırtmalısınız.  Fiyatlar İzlanda olduğu için görece pahalıydı ama çok keyifli zaman geçirdiğimizi söyleyebilirim. Çamur maskesi ve sıcak su, buz gibi İzlanda gezisi öncesinde oldukça iyi gelmişti.

İsveç’ten Betül bize 2. gün katılabildiği için Blue Lagoon’dan sonra Lale ile ilk günümüzde kuzeydeki Kirkjufell dağını fotoğraflamak için yola koyulduk. Buraya gelirken hava şans eseri birazcık açık olur da azıcık aurora görebilir miyiz heyecanıyla gelmişken Kirkjufell’e gelene kadar tüm yolumuzu kuzey ışıkları aydınlattı. Her şey rüya gibiydi. Hiç böylesine net aurora görmeyi beklemiyorduk. Tüm detaylar…

Gece 01:00 gibi Kirkjufell dağına gelmiştik ama ortam o kadar karanlıktı ki ilk defa geldiğimiz bu bölgede istediğimiz açıyı yakalayamıyorduk. Dağın önündeki şelalede kuzey ışıklarıyla istediğim pozu malesef yakalayamadım. Çünkü GPS’e kaydettiğim noktaya giriş yasaklanmıştı ve elimizdeki fenerlerle etrafımızı yeterince aydınlatamadığımız için başımızı daha fazla belaya sokmadan orayı terk ederek otelimize doğru yola koyulduk.

02.00 gibi Við Hafið isimli otelimize vardık. İnanılmaz yorgunduk ve sabah 6 gibi yola çıkıp havalimanından Betül’ü almamız gerekiyordu fakat otele giriş yapamadık. Çünkü otelin check-in zamanını kaçırmıştık. Normalde şifre gönderdikleri için hiç de aklıma kapıda kalacağımız gelmemişti. Telefonla aradık ama açan da olmadı. Biz de arabaya atlayıp ilk benzinlikte depoyu doldurduktan sonra kaloriferi açık bırakıp uyumaya çalıştık.  3 saatlik uykudan sonra Betül’ü almak üzere havalimanına doğru yola koyulduk. Yorgunduk, az uyumuştuk ama mutluyduk. Hayallerimizi gerçekleştirmek üzere İzlanda’daydık.

Betül’ün de aramıza katılmasından sonra Golden Circle turunu tamamlamak üzere yola koyulduk ve sırası ile Faxi Şelalesi, Geysir ve Gullfoss turumuzu tamamladık. Yol boyunca karla kaplı dağların arasından yer altı kaynaklarından çıkan buharlarlar eşsiz manzaralar sunuyordu. 

IMG_4037

İlk durağımız Faxi Şelalesi

Gullfoss’a göre küçük ama görece oldukça büyük şelaleden sonra gayzerlere ismini veren Geysir’a ulaştık. Yeterince bilgi ve fotoğrafı İzlanda rehberimde bulabilirsiniz.

DSC00459

Küçük Geysir

Ard arda yaklaşık 10 dakikada bir patlayan yer altı suları manzaramızdan sonra asıl hedefimiz olan Gullfoss için yola koyulduk. Tam bu bölgeden sonra yollar karla kaplıydı ve dikkatli bir şekilde Gullfoss’a ulaşmamız gerekti. Normalde planlarımız arasında Gullfoss’un ilerisindeki bir bölgede drone uçurup “Braided rivers” fotoğraflamak vardı ama oldukça tehlikeli olduğu için iptal ettik.

Gullfoss, yazın da gelseniz park yerinde bile sizi ıslatacak heybete sahip bir şelaledir. Arabadan iner inmez bir fırtınanın içinde kalmıştık ve yüzümüze çarpan buz taneleri tarafından deyim yerindeyse hırpalanıyorduk. Yazın geldiğinizde ortadaki alana kadar gidebilir ve çok yakından şelaleyi gözlemleyebilirsiniz. Fakat kışın tehlikeli olduğu için giriş kapatılıyor. Ya ön taraftan ya da üstten manzarayı seyredebiliyorsunuz. Fotoğraf makinesinin lens kapağını açıp anlık fotolar çektikten sonra hemen kapatmam ve temizlemem gerekiyordu. Hatta sonlara doğru lensim buz tuttuğu için fotoğraf çekmeyi bıraktım. 

IMG_3673

Gök kuşağı, kar fırtınası ve eşsiz Gulfoss

IMG_3822

Tepeden görünen manzara

DSC00485

Lens camı donduğu için çok kaliteli çekim yapamadığım Gullfoss yolu

Bu eşsiz manzaralardan sonra daha ileriye gitmeye cesaret edemeyip Hella’daki otelimize doğru yola koyulduk. Normalde otele yerleştikten sonra akşam aurora gözlemlemek üzere Seljalandsfoss şelalesine gitmeyi planlıyorduk ama gece çıkan fırtına yüzünden dinlenmeyi tercih ettik.

IMG_3665

Hella dönüş yolunda

Sabah kalktığımızda fırtınanın şiddeti artmıştı. Araç kiralama şirketinden 120 km/s’lik fırtına uyarısı nedeniyle yola çıkmamamız için uyarı maili bile aldık. Planlarımızı bozmamak için gidebildiğimiz yere kadar gidip şansımızı denemek istedik. Yola çıktığımızda oldukça endişeliydik ama güney ana yolunda bizim gibi araçları görünce rahatladık. İzlanda’nın coğrafi koşulları o kadar farklı ki yol üzerinde her türlü hava durumunu yaşadık. Seljalandsfoss’a gelinceye kadar kar fırtınası içindeydik sonra hava duruldu sonra yağmur başladı. Fırtınanın durduğu yerde İzlanda’ya özgü atları sevme şansımız oldu.

DSC07975Seljalandsfoss’a geldiğimizde yağmur ve fırtına nedeniyle şelalenin altına girmeye cesaret edemedik. Ayrıca hemen yanındaki Secret Waterfall’a da uğrayamadık. Mart ayında bile o bölgeye girmek yasaktı ama ıslanmayı göze alıp güzel pozlar yakalamıştım. Kışın bu 2 şelalede fotoğraf çekinmek çok kolay olmayacaktır. Detaylı fotoğraf ve videolar İzlanda rehberinde…

Sonraki durağımız Skogafoss şelalesiydi ve yine yağmur nedeniyle çok zaman geçirmeden Vik kasabasına doğru yola koyulduk. Gün içerisinde asıl amacımız mümkün olduğunca doğuya gidebilmek ve sağ salim otelimize yerleşmekti. Bu nedenle geri dönüş güzergahımızdaki noktalarda zaman kaybetmek istemedik. Ama Vik kasabasındaki Dyrholaey deniz fenerinde mola verip kara sahil manzaralı aşağıdaki fotoğraflarımızı kaydettik. Fırtına nedeniyle ayakta zor duruyorduk. Yağmur damlaları fırtınanın etkisiyle canımızı öyle acıttı ki kısa sürede koşarak arabaya dönmeyi tercih ettik.

Vik kasabasındaki küçük molamızdan sonra zorlu yolculuğumuz başladı. Uyarılarda bahsedildiği gibi yüksek hızdaki fırtınaya yakalanmıştık. Aşağıdaki videoda göreceğiniz gibi yollar buzla kaplıydı ve yandan esen fırtına aracın kontrolünü oldukça güçleştiriyordu. Bir ara karşıdan kamyonun geldiğini görünce hafif sağdan gitmek istedim ve aracın kontrölünü kaybedip güç bela geri topladık. O andan sonra çok daha sakin ve dikkatli gitmemiz gerektiğini anladık. Aracınızın 4×4 olduğundan emin olun ve böyle durumlarda tek şeritli up uzun İzlanda yollarında sakin olup 40-50 km/s hızınızı korumaya çalışın. 

Tehlikeli yolculuktan sonra yolumuzun üstündeki Fosshotel Nupar’a yerleştik ve zaman kaybetmeden Diamond Beach’e gitmek üzere yola koyulduk. Fosshotel Nupar konumu ve fiyatı nedeniyle güney güzergahınızda kesinlikle önerebileceğim bir otel. Yan yana prefabrik kabinlerin birleştirilmesiyle oluşturulan bu otelde özellikle kışın geliyorsanız kuzey ışıklarını rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Her odanın direk dışarıya açılan bir kapısı var kapıyı araladığınız anda doğanın içindesiniz.

Kasım ayında İzlanda’da hava 17:00’de karardığı için ne kadar acele etsek de Diamond Beach’e gün batmadan yetişemedik. Bu nedenle yeri gelmişken tekrar söylemek istiyorum; ilk defa geliyorsanız İzlanda’ya kışın gelmeyin, eliniz boş dönebilirsiniz.

O karanlıkta kendimizi buzların dalgalarla kıyıya vurduğu kara sahile atmıştık. Evet karanlıktı ama ekipte biri doktoralı 2 fizikçi vardı. Betül’ün ışık şefliğinde makinemizi kurduk ve aşağıdaki pozları kaydettik. Diamond Beach aslında İzlanda’da gelebileceğiniz ve bol bol zaman geçirebileceğiniz en güzel noktalardan birisi ama kış gezisi için buraya sorun yaşamadan gelebilmek bile büyük şans. Martta çekilmiş Diamond Beach drone fotoğraflarım için…

Ekip çalışmasıyla bir kaç güzel fotoğraftan sonra otelimize geri döndük. Gece amacımız buradan güzel aurora fotoğraflarıyla dönmekti. İlk başta moralimiz bozulsa da bir anda hiç ummadığımız şekilde hava açıldı ve aurora yazımda paylaştığım gibi Betül’ün de ilk aurora sevincine ortak olduk. 

Şans eseri sabah kalktığımızda hava müthişti ve Skattafellsjökull buzuluna doğru yola koyulduk. Mart’ta ziyaret ettiğim Svinafellsjökull çok ama çok güzel bir buzuldu ve drone ile hayalimdeki videoyu yakalayabilmiştim. Bu gelişimizde güzel havanın da etkisiyle Skattafellsjökull’da çok daha güzel görüntüler yakalama şansına eriştik. Aşağıdaki video orada yaşadığımız sevinci belki bir nebze anlatabilir.

Aracımızı Vatnajökull Park bölgesindeki otopark bıraktıktan sonra yaklaşık 20-25 dakika buzula doğru yürüdük. Aynı park yerinden 30 dakika ters yönde tırmanarak Svartifoss’a da ulaşabilirsiniz ama zamanımızı farklı yerlerde harcamak istediğimiz için biz Skattafellsjökull ile yetindik.

Sonraki durağımız Fjaðrárgljúfur kanyonu. Mart ayında bu kanyona giden yollar kapalıydı ve aracınızı park ettikten sonra 1 saate yakın yürümeniz gerektiği yazıyordu. Bu nedenle üzülerek iptal etmiştim ama bu sefer yollar kanyonun tam önüne kadar açıktı ve sevinç çığlıkları atarak aracımızı park ettik. Kanyonu besleyen şelaleye yani tepe noktaya ulaşmak için buzlu bir patika yolu yaklaşık 20-25 dakika tırmanmanız gerekiyor. Bu nedenle ayağınızda mutlaka karpatik olmalı. Biz bu sayede güvenle şelaleye kadar ulaştık ve bu eşsiz manzarada drone kayıtlarımızı aldık. Normalde karlı ve fırtınalı havada drone uçurmak onunla vedalaşmayı gerektirir ama şans eseri sorun yaşamadan indirmeyi başardık.

Fjaðrárgljúfur kanyonuna yaklaştığınızda yolda çok özel bir sürpriz sizi bekliyor olacak. Luna park etkisindeki bu sürprizi yaşayanları yorumlarda bekliyoruz.

 

Buraya yazın kesinlikle bir daha gelmeliyiz diyerek sonraki durağımız Vik kasabası için yeniden yola koyulduk. Günler çok kısa ve yollar çok uzun olduğu için Vik kasabasına döndüğümüzde gün batımına ancak yetişebilmiştik. Reynisfjara sahilinden Dyrhólaey deniz fenerini gören aşağıdaki gün batımı fotoğrafını yakaladık. Gerçekten daha önce bu kadar güzel renklerde gün batımı izlememiştik.

DSC00812

Vik kasabası gün batımı

Gün batımı fotoğraflarından sonra hava tamamen kararıncaya kadar zamanımızı bu tehlikeli sahilde geçirdik. Farkındaysanız aynı gün gezdiğimiz bu noktada kar veya yağmur yoktu. 

Kara sahil önceki yazımda bahsettiğim gibi oldukça tehlikeli dalgalarıyla ünlü. Bu dalgalara sırtınızı dönmemeniz kesinlikle dikkat etmeniz gereken bir konu. Biz oradayken bile çokça turisti itinayla ıslattı. Bir anda oluşan yüksek dalgalar yüzünden arkasını dönmüş 2 turisti zamanında sürüklemiş ve ölümlerine sebep olmuş. Kışın geliyorsanız bu bölgeye özellikle dikkat etmenizi öneririz. Bazen bu dalgalar sahildeki mağara içlerine kadar ulaşabiliyor.

Betül fotoğraf çektirmeyi pek sevmediği için bizim fotoğraflarımızı çekti. Sonraki gezilerde aynı pozlardan kendisinden de bekliyoruz 🙂

Hava karardıktan sonra Vik kasabasındaki küçük ama İzlanda’ya göre büyük alışveriş merkezine gidip mola verdik ve sıcak su edinip araç içerisinde karnımızı doyurduk. Hava artık tamamen kapanmıştı ve yağmur başlamıştı ama amacımız Skagofoss bölgesine geçip aurora fotoğraflamaktı. 

Hava yine çok kötüydü ama sanki gece 24 gibi havanın açılacağına dair google’da uyarıları görünce heyecanımız artmıştı. Kesin yine bir aralıkta havanın açılacağını düşünüyorduk ve de öyle oldu. Biz Skagofoss’a yaklaştığımız anda kuzey ışıkları kendini göstermeye başlamıştı. Heyecanla fotoğraflarımızı çekmeye başladık.  Benim en büyük amacım Skagofoss’u aurora ile birlikte çekmekti ama benim gibi hevesli kalabalık bir grup yüzünden uygun karanlık ortamı ve şelale aydınlatmasını sağlayamadığımız için planımızı iptal edip ilerledik.

Daha karanlık bir bölgede daha güzel fotoğraflar çekmeliydik ve ilk aralığa girip şansımızı denemeye başladık. İşte bizim nirvanaya ulaştığımız an o an oldu. Yani aurora konusunda şans en büyük etkenlerden biriydi ve bu sefer her haliyle şans bizim yanımızdaydı. Efsane parıldamaların ardından tam tepemizden üzerimize yağan kuzey ışıklarını gözlemlemeye başladık. 3 günün ardından her seferinde daha da mutlu oluyor ve hayretle bu doğa olayını gözlemliyorduk.

Son gece otel ayarlamamıştık çünkü sabah 6:00 daki uçağımıza kadar yol boyunca kuzey ışıklarını fotoğraflamayı hayal ediyorduk ve hayallerimiz umduğumuzdan çok daha güzel gerçek olmuştu.

Ne büyük hayaldi ama! Bir kış gezisi sonucu olarak 4 günde yeterince bölgeyi gezememiş, çok üşümüş ve tehlikeler atlatmış  olsak da aklımızda efsane anılar ve fotoğraflarla geri döndük.

1

Sonra ne mı oldu? Hayalleri kadar yaşıyor ya insan! Aklımızda yine yeni hayaller! Üstteki haritada hayalimizdeki yeni noktalara ulaşmak için yeni planlarımız var. Bu sefer doya doya gezebilmek için tabii ki de yazın ve en az 10 gün sürecek bir tur hayal ediyoruz. Belki bu sefer çadır bile kurabiliriz.

Gerçek olmuş yeni hayallerde görüşmek üzere,

Şansımız bol olsun…

Birhan Uğuz

 

2 replies »

  1. Selam, ben hikayedeki Betül 🙂 ufacık bir yorumum var bu yazı ve Birhan’ın diğer gezi yazıları hakkında; eğer benim gibi amatör bir turistseniz (özellikle İzlanda da için) yanınızda mutlaka Birhan gibi profesyonel bir gezgin olmasını öneririm. hem plan yapımı hem zaman ayarlaması için buna ihtiyacınız olacak. Yok eğer diyorsanız ki ben illa tek seyahat edeceğim o zaman gezi yazılarını detaylı okuyup mutlaka Birhan ya da Birhan gibi bir gezgin ile irtibata geçip fikirlerini ve detayları konuşun derim. İyi geziler 🙂

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

birhayaldi

“You only live once; but if you do it right, once is enough” Mae West

%d blogcu bunu beğendi: