İçeriğe geç

Kuzey Işıkları Rehberi – Aurora – İzlanda

Kutup ışıkları insanlığın var oluşundan bu yana ilgi çekmiş doğal bir olgudur. Kutup bölgelerine yakın yerlerde yaşayanların ve kutup ışıklarını görenlerin bu sıra dışı doğa olayı için ürettiği çok sayıda inanış var. Henüz bilimsel açıklamasının yapılmadığı zamanlardan kalma bu inanışlardan bazıları şöyle: Kuzey Amerika’da bu ışıkların, ölümlülerin dünyasından cennete gidecek ruhlara rehberlik eden tanrıların meşaleleri olduğuna inanılıyormuş. Avrupa’daysa kralı ve ülkesi için can veren kahraman savaşçılara ödül olarak göklerde sonsuza kadar savaşma gücü bağışlandığına inanılıyormuş. Avustralya yerlileri bu ışıkların tanrıların gökteki dansı olduğuna inanıyormuş. İyi ki bilim var ve mantıklı açıklamalar üretiyoruz. Dünya’nın çekirdeği dev bir mıknatıs gibidir ve Dünya çevresinde bir manyetik alan yaratır. Bu manyetik alana manyetosfer denir. Dünya’yı çevreleyen atmosfer de aurora oluşumunda etkilidir. Güneş’ten kopup gelen parçacıklar yeterli enerjiye sahipse atmosfere kadar ulaşıp atmosferin en dış kısmındaki iyonosfer katmanındaki atomlarla çarpışır. Çarpışma sonucu atomlar bu parçacıklardan enerji alıp uyarılmış hale geçer. Daha sonra ışık yayarak eski hallerine geri dönerler. Uyarılmış durum ile ilk durum arasındaki enerji farkı elektromanyetik dalga olarak açığa çıkar ve bu aslında bildiğimiz ışıktır. Bu ışığın rengi parçacığın atmosferde çarptığı atomun türüne ve çarpma sonucu kazandığı enerjiye bağlıdır. Parçacıklar oksijen atomuyla çarpışırsa yeşil, daha yüksek tabakalardaki oksijen atomuyla çarpışırsa kırmızı, azot molekülleriyle çarpışırsa mavi, iyonlaşmamış azot atomları ile çarpışırsa mor ışık yayar*.

Tüm o görsel şöleni bilim çok net bir şekilde açıklasa da siz onun bir mucize olduğunu ve eğer şanslı bir insansanız görebileceğinizi düşünmekten kendinizi alı koyamıyorsunuz. Evet bu benim bilimsel yönüme ters ama böylesine güzel bir görsel şölene fizikçi gözüyle bakıp heyacanımı ve merakımı törpülemek istemiyorum.

Kuzey Işıkları Fotoğraflamak için Olmazsa Olmazlar

Önceki yazımdan aşağıdaki konuları zaten biliyorsunuz;

  • Kuzey ışığı demek soğuk demek. Bu nedenle en uygun kıyafetleri edinmelisiniz (detaylar Lapland yazımda)
  • Hava durumunu ve aurora olasılıklarını gözlemlemek için telefon uygulamaları (detaylar Lapland yazımda)
  • Kasım-Mart ayları arasında mümkün olduğunca kuzeye gitmelisiniz (Norveç, İsveç, Finlandiya, İzlanda, Svalbard vb ülkeler)
  • Şehir ışıkları dışında Ay’ın en zayıf olduğu zaman dilimlerini takip etmelisiniz. Ne kadar karanlık o kadar net aurora fotoğrafı.

Bu yazımda özellikle fotoğraf ekipmanları için öneride bulunmak istiyorum. Her zaman çok şanslı olamayabilirsiniz. Çok paralar harcayarak gittiğiniz kuzey ülkelerinde soğukta uzun süre bekleyip o anı ölümsüzleştirecek fotoğrafı çekemeden dönmek eminim çok canınızı sıkacaktır. Tüm deneyimlerimde böyle onlarca insan gördüm. Çektiğim fotoğraflara hayretle bakıp üzülüyorlardı. En parlak anında bile bir kuzey ışığını telefonla çekebilmek neredeyse imkansızdır. Telefon kullanarak manuel modda uzun pozlama yapabilseniz bile elde ettiğiniz fotoğraf sizi mutlu etmeyecektir.

Önceki deneyimimde elimde Sony a6000 makina ve samyang 8mm f2.8 lens vardı. Lensim oldukça iyiydi ama full frame sensöre göre 2.6 kat daha küçük yüzeye sahip APSC sensör ile 30 saniye süren pozlama sürelerinde ancak bir auroyı fotoğraflayabilmiştim. Bu gezimde yanımda full frame sensöre sahip Sony a7II ve Sigma 16mm f1.4 ile Samyang 8mm f2.8 lenslerim vardı. Aşağıda gördüğünüz fotoğrafları 2-3 saniye civarında pozlayıp 2 saniye kadar işliyordum ve toplamda 5 saniye de makine yeniden fotoğraf çekmek üzere hazır oluyordu.

IMG_3415

Bu nedenle mümkün olduğunca büyük sensöre sahip (Fullframe veya APSC) bir fotoğraf makinesiyle yola çıkmalısınız. Sonra bu makineye f number değeri düşük yani diyafram açıklığı yüksek bir geniş açılı lens edinmelisiniz. Yani amacımız kısa zamanda sensöre mümkün olduğunca ışık düşürmek olmalı. Sonrasında bu ekipmanı mutlaka bir sağlam tripod üzerine kurmalısınız çünkü makinanız ne kadar iyi olursa olsun uzun pozlama yapmadan bir aurora yakalamanız oldukça zor.

2. Aurora Maceram

En büyük hayallerimden biri olan kutup ışıklarını yerinde fotoğraflamak üzere çıktığım ilk maceramı Kuzey Işıkları – Lapland anılarımı okuyanlar hatırlayacaktır. İlk kuzey ışıkları deneyimim için Finlandiya’nın Rovaniemi şehrine Mart ayında gitmiş ve -30C’de donmuş nehrin üzerinde 3 gün kuzey ışıklarını fotoğraflamaya çalışmıştım. İlk 2 gün çok başarılı olamasam da son gün şansım dönmüş ve görece iyi sayılabilecek bir kaç fotoğrafla dönmüştüm. En büyük hayallerimden biri gerçek olmuştu ama soğukta geçen 3 günün ardından geçirdiğim enfeksiyon nedeniyle tiroid bezlerim zarar görmüş ve toplamda 6 ay çok sıkıntılı bir dönem geçirmiştim. Hayalleri kadar yaşıyor ya insan, o dönemler iyileşmemi hızlandıran şey yine hayallerim olmuştu.

Lapland yazımda dediğim gibi artık deneyim kazanmıştım ve Kasım-Nisan ayları arasında İzlanda veya Norveç’te daha bilinçli bir aurora turu yapmayı planlıyordum. Planlarıma arkadaşlarım da eşlik etmek istedi ve Kasım ayı için en uygun günleri yani ilk haftayı ayarladık. İlk başta 5-6 kişi gitmeyi düşünürken ancak 3 kişi İzlanda’da buluştuk. İsveç’ten Betül ve İstanbul’dan Lale ile en büyük hayalimiz olan kuzey ışıkları için en zorlu mevsimlerden birinde İzlandaya’ya ulaştık.

Betül bize 2. gün katılabildiği için Lale ile ilk günümüzde kuzeydeki Kirkjufell dağını fotoğraflamak için yola koyulduk. Buraya gelirken hava şans eseri birazcık açık olur da azıcık aurora görebilir miyiz heyecanıyla gelmişken yolumuzun üstünde aşağıdaki ilk manzaramız bizi karşıladı. “Aaa yoksa bu” derken arabayı bir anda sağa çekip bir daha göremeyiz korkusuyla fotoğraf makinemizi kurduk ve bu anı kaydettik. Benim 2. deneyimim olsa da ilk defa görmüş gibi Lale ile birlikte sevinç çığlıkları attım.

DSC00337

İzlanda’daki ilk aurora manzaramız

Güzergahımız kuzey yönünde olduğu için yol boyunca yolumuzu kuzey ışıkları aydınlatmaya devam etti. Her seferinde aman kaybolur bir daha göremeyiz korkusuyla sık sık mola verip fotoğraflar çekiyorduk ama şans eseri git gide aurora şiddetleniyordu ve şehir ışıklarından uzaklaştığımız için çok daha net fotoğraflar çekebiliyorduk. Zaten 300 bin nüfuslu İzlanda’da gece yolların bon boş olması ve geceyi aydınlatacak şehir ışıklarının olmaması burayı en verimli gözlem ülkesine çeviriyordu. Tüm gece ay doğuncaya kadar kuzey ışıklarının eşsiz dansını seyretme şansını yakalamıştık. Gece 01:00 gibi Kirkjufell dağına gelmiştik ama ortam o kadar karanlıktı ki ilk defa geldiğimiz bu bölgede istediğimiz açıyı yakalayamıyorduk. Dağın önündeki şelalede kuzey ışıklarıyla istediğim pozu malesef yakalayamadım. Çünkü GPS’e kaydettiğim noktaya giriş yasaklanmıştı ve elimizdeki fenerlerle etrafımızı yeterince aydınlatamadığımız için başımızı daha fazla belaya sokmadan orayı terk ederek otelimize doğru yola koyulduk.

2. gün sabahında Betül’ün de aramıza katılmasından sonra altın çember turunu tamamlayıp Hella’daki otelimize yerleştik. O gün gece inanılmaz bir fırtına çıktığı için dışarı çıkmaya cesaret edemedik. Sabah da 120 km/s’lik fırtına uyarına rağmen gözümüzü karartıp doğuya doğru yola koyulduk. Oldukça tehlikeli bir yolculuktan sonra (tüm detaylar yeni İzlanda Kış Rehberinde) Fosshotel Nupar isimli otelimize ulaştık. Yorucu geçen günün ardından gece mutlaka Betül’ün de aurora görmesini istiyorduk ama hava oldukça kapalıydı. Neredeyse hiç şansımız yoktu. Ara ara dışarıya bakıp havanın açılmasını diliyorduk ki astigmat gözlerimle “aaa bunlar yıldız mı ki” dedim ve Betül ile Lale’yi zor da olsa inandırdıktan sonra makinamla basit bir fotoğraf denemesinin ardından kuzey ışıklarının yavaş yavaş gözüktüğünü fark edip sevinç çığlıklarıyla kendimizi dışarıya attık. İlk başta kimse bana inanmamıştı çünkü gerçekten hava çok kötüydü ama İzlanda’ya has olan “Havayı beğenmediniz mi? O zaman 15 dakika bekleyin” deyimi bir daha gerçek olmuştu. Önceki güne göre zayıf görünse de ilk defa görenleri hayrete düşüerecek aurora ile Betül’ün de sevincine ortak olduk. İçimiz rahatlamıştı, artık üçümüzün de  hayali gerçek omuştu ki bu gezinin en büyük amacı buydu.

4. ve son günümüzde Vik kasabasına geri dönmüştük ve Skagofoss bölgesinde geceyi bekleyip aurora fotoğraflamayı planlıyorduk. Hava yine çok kötüydü ama sanki gece 24 gibi havanın açılacağına dair google’da uyarıları görünce heyecanımız artmıştı. Kesin yine bir aralıkta havanın açılacağını düşünüyorduk ve de öyle oldu. Biz skagofoss’a yaklaştığımız anda kuzey ışıkları kendini göstermeye başlamıştı. Heyecanla fotoğraflarımızı çekmeye başladık.  Benim en büyük amacım Skagofoss’u aurora ile birlikte çekmekti ama benim gibi hevesli kalabalık bir grup yüzünden uygun karanlık ortamı ve şelale aydınlatmasını sağlayamadığımız için planımızı iptal edip ilerledik.

Daha karanlık bir bölgede daha güzel fotoğraflar çekmeliydik ve ilk aralığa girip şansımızı denemeye başladık. İşte bizim nirvanaya ulaştığımız an o an oldu. Yani aurora konusunda şans en büyük etkenlerden biriydi ve bu sefer her haliyle şans bizim yanımızdaydı. Efsane parıldamaların ardından tam tepemizden üzerimize yağan kuzey ışıklarını gözlemlemeye başladık. 3 günün ardından her seferinde daha da mutlu oluyor ve hayretle bu doğa olayını gözlemliyorduk.

Son gece otel ayarlamamıştık çünkü sabah 6:00 daki uçağımıza kadar yol boyunca kuzey ışıklarını fotoğraflamayı hayal ediyorduk ve hayallerimiz umduğumuzdan çok daha güzel gerçek olmuştu.

Ne büyük hayaldi ama! Bu hayali gerçekleştirebilmek öncesini de hesaba katınca hiç kolay olmamıştı. Zamanında Finlandiya deneyimi kazanmasam Kasım’da buraya gelmek gibi hayalim olmayacaktı. Kuzey ışıklarını fotoğraflamanın en iyi yolunu öğrenemeyecektim. Bir de galiba en önemlisi tek başıma çıktığım yolculuklara kıyasla artık 3 iyi insandık. Üçümüzün şansı birleşince bu konuda her şey yolunda gitti ve üçümüzün ortak hayali ortak bir anda gerçek oldu.

Peki bu hayale bir tik attıktan sonra auora maceralarımızı rafa kaldıracak mıyız? Kocaman bir HAYIR diyebiliriz. Bir kere bu muhteşem doğa olayını gözlemledikten sonra vazgeçmeniz mümkün değil. Aurora gözlemlemek üzere yeni kuzey ülkeleri maceralarımız ve belki güneyde farklı bir macera bizi bekliyor olacak.

Yeni gerçek olmuş hayallerde görüşmek üzere…

Birhan Uğuz

*Bilim Genç TÜBİTAK

1 reply »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

birhayaldi

“You only live once; but if you do it right, once is enough” Mae West

%d blogcu bunu beğendi: