İçeriğe geç

Bromo Yanardağı – Java – Endonezya

Açıklama: Bromo maceramdan önce birbirinin devamı olan Ijen maceramı okumanızı tavsiye ederim.

Muhteşem Ijen yanardağı deneyiminden sonra  Mirza ile Bromo’ya gitmek üzere yola çıktık. Ijen anılarında kendisinden çok bahsetmemiştim ama gezinin baş rolünde kesinlikle Mirza vardı. Kendisi beni önce Ijen’e sonra da Bromo yanardağına götüren çılgın ve hayat dolu rehberim. O da aslında benim gibi mühendis fakat yeni insanlarla tanışma fikrini mühendisliğe tercih etmiş.

Ijen’de çok yorulmuştum ve Bromo yolculuğu yaklaşık 6 saat sürecekti. Doğu Java’dan orta Java’ya doğru ilerliyorduk. Aslında yine haritadan baktığımda 2 saatte ulaşabileceğimizi düşündüğüm yol Bali adasıyla aynı nedenlerden dolayı çok uzun sürecekti. Mirza sen uyumana bak ben seni güvenle Bromo’ya ulaştıracağım dese de gözümü 6 saat boyunca hiç yoldan ayıramamıştım.

Ormanın, haliyle doğal hayatın merkezinden geçen bu yol hayatımın en enteresan güzergahı olmuştu. Düşünün ki yolda ilerlerken etrafınızdaki ormanda maymunlar sizinle yarışırcasına ağaçtan ağaca atlıyor olsun. Zaten tek şeritli olan yolda kağnılar yüzünden trafiğiniz yavaşlasın. Karşıdan karşıya geçen yılanları çiğnememek için manevralar yaptığınızı hayal edin. Organize olmuş maymunlardan birinin şeridin ortasına  oturarak trafiği yavaşlattığını, diğerlerinin ise yanlarından geçen araçların kapısını zorladığını, camdan atılan yiyeceklerle beslendiğini bir bakıma haraç topladığını hayal edin. Ben o an kendimi hayvanat bahçesinde kafese katılmış insan gibi hissetmiştim. Ijen yazımda anlattığım gibi Endonezya’da insanlar doğaya sahip çıkmak adına çok bilinçli ve içten davranıyorlardı. Kendi ülkemde olsa o maymunlara neler yaparlar diye düşünmedim değil. Ama orada yol maymunlara aitti ve siz geçmek için izin istiyordunuz.

Ayrıca yol çok uzun ve araçlar eski olunca bozulan araçlara yardım maksatlı para toplamak adet olmuş. Sürekli olarak kenarda bozulmuş bir araç ve başında yoldan geçenlerden elindeki tasa para toplayan birilerini görüyorduk. Aslında bu yol bu adeti fırsata çeviren insanlar için ekmek kapısı olmuş gibi görünüyordu.

Uzun ama oldukça eğlenceli geçen yolculuğun sonuna doğru Mirza ile aramızdaki konuşmaların konusu sabah havanın nasıl olacağıyla ilgiliydi. 1 gün önce Ijen’de sisli hava yüzünden istediğim mavi alev fotoğraflarını çekememiştim. Bromo’ya kadar gelip güzel fotoğraf çekemeden dönmek gerçekten büyük hayal kırıklığı yaratabilirdi ve Bromo köyüne yaklaşırken hava hiç de iç açıcı görünmüyordu. Mirza sen bana güven yarın herşey çok güzel olacak dese de ben kendimi her türlü olumsuzluğa hazırlamıştım.

Sonunda akşam 21:00 gibi Bromo’da ki otelemize varmıştık. Normalde kendiniz gelirseniz Bromo köyünde bir jeep ile anlaşıp yanardağa gidebilirsiniz ama tur firması bunu benim için zaten ayarlamıştı. Gece 03:00’de otele gelen jeep ile Bromo yanardağını karşıdan gören tepeye tırmanmaya başlamıştık. Karanlıkta hiç birşey göremiyordum ama arazide olduğumuz için tek başıma oturduğum jeepin arkasında kafamı birkaç kez tavana vurmuştum. Bromo halkı gelen turistler için jeep hizmeti vererek geçimlerini sağlıyordu ve neredeyse her evin önünde bir jeep görebiliyordunuz. Gece yolcularını alan şöförler arazi yolunda birbirleriyle yarışarak eğleniyorlardı ve siz de arkada var gücünüzle tutunmaya çalışıyordunuz. Hiç şikayetçi değilim sadece tutunamadığım için o anı videoya alamamanın üzüntüsünü yaşamıştım.

Sonunda Bromo’yu karşıdan gören tepeye varmıştık ve hava hiç beklenmedik şekilde açılmaya başlamıştı. Şansım dönmüştü ve içim kıpır kıpır beklemeye başladım. İlk başta bir kaç kişiydik fakat gün doğumu yaklaştıkça terasta manzarayı görebileceğim köşe kalmamıştı. Konser havasında git gide arkaya doğru sürükleniyordum. Gün doğumundan önce gece fotoğrafı çekmek isteyen uzak doğulu (nereli olduğundan emin değilim) birinin yanına yaklaşmış nasıl fotoğraflar çektiğini merak etmiştim. Amcamız 3 kişilik yer kaplayarak tripodunu kurmuş, çantalarını sağına soluna yerleştirmiş ve son model kamerasıyla yıldız pozlamaya çalışıyordu fakat bir türlü güzel birşeyler yakalayamıyordu. Yani uzaktan o kadar profesyonel duruyordu ki yanına gittiğimde göstermelik amatör olduğunu anlamıştım. Gece fotoğrafı için ayar yapmayı dahi bilmiyordu ama iletişime geçmekte zorlanacağımı düşünerek rahatsız etmek istemedim. Sonra dayanamayıp önümdeki İspanyol gençlerden 30 saniye müsade isteyerek tek denemelik bir uzun pozlama çektim. Bu fotoğrafımı uzak doğulu amcamız farketti ve elimden makinayı kaptığı gibi anlamadığım dilde söylenmeye başladı. Ben de İngilizce birşeyler anlatmaya çalıştım ama kendisinde karşılığı olmayınca iyice öfkelenerek ekipmanlarını toplayıp terası terk etti. Kesinlikle amacım kendisini üzmek değildi ve ilk denemede o kadar da iyi bir fotoğraf çekememiştim ama beklemediğim bir tepkiyle kendisine veda etmiş oldum.

Amcadan boş kalan yere kurulup aşağıdaki gün doğumu fotoğrafımı da arşivime ekleyerek havanın tamamen aydınlamasını bekledim.

Hava tamamen aydınlanmıştı ve artık o bekledim an gelmişti. Karşımda başka gezegendenmiş gibi duran Bromo yer alıyordu ve aşağıdaki meşhur fotoğrafımı da kaydettim. Fotoğraf çekmeye doyunca dronumu uçurarak küçük kayıtlar aldım. Jeepte beni bekliyorlardı ama hava o kadar güzeldi ki buradan yeterince fotoğraf arşivlemeden ayrılmak istemedim.

DSC00768

Jeepe dönüp Bromo eteklerine doğru 30 dakikalık inişe geçtik. Daha Bromo’ya tırmanmadan sevinç çığlıkları atmaya başlamıştım. Jeeple Bromo’yu gören bir düzlükte durup aşağıdaki fotoğrafları çektik. Jeep şöförünün ne kadar ilginç biri olduğunu fotoğraf yeterince yansıtıyor diye düşünüyorum.

Küçük bir moladan sonra Bromo’nun tam karşısına park alanına jeepi park edip Bromo’ya doğru 25 dakika kadar yürümeye başladık. Bence yürümek için kısa mesafe ama yürümek istemezseniz yerli halkın kiraladığı atlara binebilirsiniz.

Sonunda Bromo eteklerindeydik. Ijen’de böyle bir ses duymamıştım ama Bromo’nun merkezinde kaynayan sülfürün gürültüsü inanılmaz içinizi ürpertiyordu. Yani ne olur bugün patlama diye diye ilerlerken o sesi duymak ayaklarınızın geri geri gitmesine neden olabilir. Ama artık korkuyor olmak hiç yerinde bir eylem değildi çünkü artık hayatımın en özel noktasındaydım.

Sülfür kokusunu yeniden içimize çekmeye başladığımız anda gürültünün kaynağına doğru çıkmak üzere karşımızda 250 basamak bizi bekliyordu. Bizi diyorum çünkü Mirza’da benimle dağa çıkmaya karar verdi. Normalde gelmeyeceğini söylemişti ama yukarıda drone uçuracağımdan bahsedince hoplaya zıplaya yanımda bitmişti.

O basamaklar pek kolay çıkılmıyor ama vazgeçeni de görmedim. Basamakları çıkar çıkmaz ters esen rüzgar nedeniyle tüm sülfür dumanı bize doğru geliyordu. Yani ilk başta burada nefes almak imkansız demeye başlamıştım ve yavaş yavaş yanlara doğru yürümeye başladım. Maksimum 1m’lik patika yolda yürümeye başladık ve harika fotoğraflar kaydettik. Sonra Mirza beni daha fazla ilerlememem için uyarmaya başladı.

Belgesel tutkunu bir babanın çocuğu olarak küçüklüğümden beri en büyük hayalim bir yanardağın merkezini yakında görmekti. Şu an bunu başarmıştım ama neden daha yakından olmasın? Bunun için dronu uçurup merkezine göndermeye kararlıydım ama sülfür dumanını da çok iyi takip etmeliydim. Bu yüzden dağın arkasına yürümeye devam ettim. O sırada Mirza beni videoya almaya başlamıştı. Video da nasıl bir yolda yürüdüğümü görebilir ve yanardağın merkezinden gelen sesi duyabilirsiniz.

Mirza önce biraz endişelense de drone uçuşunu kaçırmamak ve beni yalnız bırakmamak için yanıma geldi. Rüzgarı sonunda arkamıza almıştık ve aşağıdaki muhteşem videoyu kaydettik. Video sonunda yanardağı merkezini net bir şekilde görebilirsiniz. Sevinçten çığlıklar attıyordum 🙂 Bu nasıl zor bir hayaldi ve ne de güzel gerçek olmuştu.

Dronun hayatıma girmesini sağlayan yerdi Bromo. Çünkü Bromo’yu araştırırken orada çekilmiş basit bir drone videosu izlemiştim ve kesinlikle buraya drone ile gitmeliyim demiştim. 3 aya yakın acemiliğimi attıktan sonra sanki bütün hazırlıklar Bromo için yapılmış gibi kendimce keyifli bir video oluşturmuştum.

IMG_4888

Drone uçurduğumuz nokta

IMG_5810

250 basamaklı merdivenin yukarıdan görüntüsü

2. drone videomun sonunda iniş yaptığım yer sabah gün doğumunu beklediğimiz tepeyi göstermekte;

Yeterince fotoğraf ve video aldığımıza emin olduktan sonra yavaş yavaş inişe geçmeye başlamıştık. Ben bir hayalimi gerçekleştirdiğim için mutluydum Mirza’da kariyerinin en güzel videosuna kavuşacağı için mutluydu.

DSC00990

Heyecanlı bir şekilde otelimize geri dönmüştük. Mirza gösterdiğim ön drone videolarını insanlara gösterip sevincini paylaşıyordu. Bense 3 gündür yaşadığım yorgunluğa ek olarak düzgün birşeyler yiyememenin sıkıntısını o an gideriyordum. Otel sahibi kadına duruma anlatan Mirza benim için özel omlet yaptırmış, yanına da domates buldurmuştu. Yani o omletin tadı o kadar güzel miydi emin değilim ama bana açlıktan müthiş gelmişti. Biliyorsunuz karnı aç bir insanın mutlu olma olasılığı çok düşüktür ama ben mutluydum artık daha da mutlu olmuştum.

Bu maceranın başını yani Ijen’i okuyanlar biliyorlar ki buraya varabilmem hiç kolay olmamıştı. Bir ara herşey çok kötü gidiyordu ama son ana kadar şansımı zorlayıp buraya ulaşmanın yolunu bulmuştum.

Ne büyük hayaldi ama! Aradan geçen 10 ay sonunda bu satırları yazarken bile mutlu oluyorum. İyiki gezmek gibi sonu olmayan bir hayalin içindeyim.

Başka başka gerçek olan hayallerde görüşmek üzere…

Birhan Uğuz

Ek olarak; Home (Yuva) belgeselini izleyenler hatırlayacaktır;

“Beni dinle lütfen.
Sen de benim gibi bir Homo Sapiens’sin. Akıllı insansın. Kainatın mucizesi yaşam, yaklaşık 4 milyar yıl önce ortaya çıktı. Biz insanlarsa yalnızca 200 bin yıl önce (Son keşiflere göre 300 bin). Yine de yaşam için gerekli olan dengeyi alt üst ettik. Bu sıra dışı hikayeyi iyi dinle. Bu senin hikayen ve ne yapacağına karar vermek senin elinde. Gezegenimiz başta bir cehennem yerinden farksızdı. Evrende bulunan diğer kümelenmelere benzeyen, toz zerrelerinden oluşan bir bulut yığınıydı ve yaşam denilen mucize de tam burada başladı….”

Mt Bromo eşliğinde başlayan ve dünyayı güzellik kurtaracak mesajıyla biten, doğal olanı kurtarmamız için 7.2 milyar insanın bilinçlenmesine büyük katkısı olan Home (Yuva) belgeselini izleyiniz/izletiniz.

 

9 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

birhayaldi

“You only live once; but if you do it right, once is enough” Mae West

%d blogcu bunu beğendi: