İçeriğe geç

Tokyo ve Fuji Rehberi – Japonya

Naif ve saygılı kişilikleri, çalışkanlıkları, iş ve siyaset ahlakları, kültürlerine olan bağlılıkları ve dünyaya sundukları birçok ürün, hizmet ve icat ile Japonlar…

22 Ağustos 2018’de en özel hayallerimden birini Japonya’yı görmek üzere yola çıktım. Yine kısıtlı bir zamanım vardı ve Japon’ya için en bilindik rotaları oluşturarak turumu tamamlayıp Vietnam’a geçmeyi planlıyordum. Japonya’da öncelikli hedefim Fuji’yi fotoğraflamaktı. Bu nedenle gezime Tokyo’dan başlamalıydım. 2 gün 3 gece Tokyo’da kaldıktan sonra 2 gün Kyoto, 1 gün de Nara’da zaman geçirerek Osaka Havalimanından Vietnam Hanoi’ye ulaştım.

Bu gezimde Lapland’da kaptığım enfeksiyon nedeniyle oldukça hastaydım. Olması gerekenin 6 katı fazla tiroid değerleriyle doktorumun ve ailemin ısrarına rağmen yola koyuldum. Biliyordum ki mutluluk en etkili ilaçtı ve Vietnam yazımda bahsettiğim gibi ilacımı yollarda buldum.

Japonya’ya en ucuz ulaşım?

Skyscanner’dan gideceğiniz zamana bağlı tarama yapabilirsiniz. Bunun dışında farklı rotalar oluşturup yolcu mesuliyetinde aktarma yaparak özellikle Güney Kore’den daha ucuza Japonya’ya ulaşabilirsiniz. Benim gezmek istediğim zaman aralığında Emirates en uygun fiyatı sunuyordu ve önceki Tayvan uçuşumda Emirates’den çok memnun kaldığım için düşünmeden rezervasyonumu yaptım. Bunun dışında Qatar’da aktarmalı ucuz bilet sunabiliyor. THY ise İstanbul’dan Tokyo Narita Havalimanına direk uçuş sunuyor ama fiyatlar benim baktığım zamanda neredeyse 2 kat daha pahalıydı. Tokyo’ya gidecekseniz Narita yerine Haneda Havalimanını fiyatlarının daha ucuz olduğunu fark edeceksiniz.

Dubai Connect Hizmeti

Emirates’in sorunu çok uzun aktarmalar diye düşünüyordum ama 11 saatin üzerindeki aktarmalarda Dubai Connect size ücretsiz otel ve yemek hizmeti veriyor. Dubai’ye günü birlik ziyarettinizde bile vize ücreti ödemeniz gerekirken bu hizmet sayesinde vizesiz Dubai’yi gezme fırsatınız oluyor. Bilet alırken bu hizmete başvuruyorsunuz ve kaydınız açılıyor. İstanbul’dan check in sırasında otel biletinizi de bastırıp Dubai’ye ulaştığınızda pasaporttan geçmeden otel biletinizi onaylatıp günlük vizenizi alıyorsunuz. Çıkışta bekleyen otel otobüsü ile otelinize ulaşıyorsunuz. Otel önceki Dubai deneyimlerime kıyasla deyim yerindeyse tam bir fiyaskoydu. Bu kadar kötü kokan ve pis başka otel görmediğime eminim ama yemekler gerçekten iyiydi. Uçak saatinizden neredeyse 3 saat önce odanızı arayıp sizi uyandırıyorlar ve otobüsle yeniden havalimanına dönüyorsunuz. Ben bu arada orada görevde olan şirketten arkadaşım Ahmet ile buluşup Burj El Arab Jumeirah bölgesini gezip biraz hasret giderdikten sonra otelime dönmüştüm. Siz bu fırsatı iyi bir planlamayla daha verimli gezerek geçirebilirsiniz. Otelde günü birlik tur düzenleyen firmalara da ulaşabilirsiniz.

Yolculuk Başlasın

Adana – İstanbul – Dubai ve Tokyo uçuşumdan sonra neredeyse 2 günde Haneda havalimanına ulaşmıştım. Japonya bizden vize istemiyor ve kapıda pasaportunuza 3 aylık vize pulu bastıktan sonra geçiş yapıyorsunuz. Pasaporttan sonra gümrük tüm el bagajlarınızı ve valizinizi arayabilir. Ben tek başıma Türkiye’den gelmiş biri olarak direk dikkat çektim ve tüm valizlerim didik didik arandı. Tüm ilaçlarımın ne olduğu soruldu. Yanımda götürdüğüm gıdalar açıldı içinde ne olduğuna bakıldı. Sizin başınıza bu gelir mi emin değilim ama ben genelde tek gezdiğim için dikkat çekmeyi başarıyorum.

Bu zaman kaybı nedeniyle gece 00.30 da metro kapısına gelmiştim fakat yarım saat önce metronun kapandığını öğrenince “Hadi Birhan macera başlıyor” dedim. Çünkü Japonya’da taksiler abartılı pahalıydı ve hostelime gitmek için 450 TL gibi bir teklifte bulundular. O an tüm geceyi hava limanında geçirmeyi düşünsem de sonra Google’dan bulduğum farklı güzergah ile 01.30’da kalkacak otobüsle otelime yakın bir noktaya gitmeye karar verdim. Otobüse bindikten yaklaşık 1 saat sonra otelime yürüyerek 25 dakika uzaklıktaki başka bir otelin önünde indim ve yürümeye başladım. 2-3 dakika sonra abartılı bir fırtınaya yakalandım. Yahu burası Japonya nasıl böyle saçma bir şeyin içine düşmüştüm derken kendimi fırtınadan koruyacak bir köşede valizim de uçmasın diyerek biraz bekledim. Otele giden güzergah tır park bölgesinin ve ana yolun kenarındaydı ve yolda gecenin 2.30’unda sadece ben ve tırda uyuyan şöförler vardı. Hadi az kaldı sabret Birhan diye yürümeye çalışırken haritanın bana gösterdiği yolun inşaat yüzünden kapandığını fark ettim. Sonra geldiğim yolu geri dönüp arkadan bir yerden dolanıp otele yürümeye çalıştım. 25 dakika sürmesi gereken yol 50 dakika sürmüştü ve sonunda hostelimi bulmuştum.

Burası Japonyaydı ve insanların saygılı ve güler yüzlü olduğuna emindim ama hostele vardığımda güzel uykusundan uyandırdığım gece görevlisi beni azarlayarak hostel kurallarını anlatmaya başladı. O an 2005 yılında Hava Harp Okuluna kabul edildikten sonra kamp alanında uygulanan muamele geldi aklıma. Neredeyse askeri kurallar uygulayan bir hostele gelmiştim. Giriş katına valizlerimi bırakıp, verilen yöresel kıyafetleri ve terlikleri giyip, duş alıp üst kata çıkmalıydım. Görevlinin tutumu o kadar eziyetten sonra gerçekten zoruma gitmişti ama her gezimde ilk günlerim kötü geçtiği için hadi sabah her şey düzelecek diyerek hostelimin üst katına yatakhanesine çıktım.

Yukarıda gördüğünüz gibi küp bölmelere ayrılmış ve ön kısmındaki perdeyi kapatarak görece kendinizi izole edebileceğiniz bir ortamdı. Vardığımda benim bölmede başkası uyuyordu ve ben de uzatmadan başka yatağa geçip uyudum. Önceki hostel deneyimlerime göre ortam inanılmaz temiz, insanlar saygılı, gürültüsüz (horlamalar hariç) ve havadardı. 2015 yılından beri hostelde konaklamamıştım ama Tokyo’da normal oteller inanılmaz pahalı olduğu için burası cazip göründü ve hiç de pişman olmadım.

Normalde çok erkek kalkıp tüm gün şehri gezmeyi planlasam da hastalığımın ve yorgunluğumun etkisiyle öğlene doğru anca uyanıp yola koyuldum. İlk gün sadece metro hattını kullanarak  aşağıda sıraladığım yerleri gezdim;

-Senso-Ji Tapınağı

-Ueno Park

dsc08831.jpg

-Ulusal Bilim ve Doğa Müzesi

-İmparatorluk Sarayı

DSC08896

-Meiji Tapınağı

DSC08905

-Shibuya Yaya Geçidi

Yeterince zamanınız varsa Balık Pazarını, Tokyo Tower’ı ve gece için Robot Restaurant’ı ziyaret edebilirsiniz.

İkinci günümde Tokyo’ya gelme amacım olan Fuji’ye bakan o meşhur tepedeki Chureito Pagoda tapınağına gitmek için yola koyuldum.

Tokyo’dan Fuji Dağı’na Nasıl Gidilir?

Japonya’da neredeyse her yere otobüs, tren veya metro ile ulaşabilirsiniz. Mesele hangi güzergahın daha ucuz ve kısa süreceğini bilmek. Bu konuda en etkili çözüm Google Map’in önerisine uymak. Çünkü Tokyo’da çok verimli sonuçlar veriyor. Tren ve otobüs hatları çok dakik olduğu için size bulunduğunuz konumdan en kısa güzergahı oluşturuyor. Bu nedenle bu yazıda şuradan şuraya nasıl gidersiniz uzun uzun anlatmayacağım. Ama benim de kafa karışıklığı yaşadığım Tokyo’dan oldukça uzak olan Fuji Dağı’na nasıl gidilir anlatmak istiyorum.

Fuji’nin eteklerine tırmanmak istiyorsanız 5. istasyona ve Hakone bölgesine giden çok fazla tur göreceksiniz. Benim amacım aşağıdaki çok özel manzarayı çekmek olduğundan Chureito Pagoda tapınağına gitmekti.

DSC08918 2

Fuji’ye otobüsle ve görece çok  daha ucuz ve hızlı yöntemle veya daha pahalı ve yavaş olan trenle gidebilirsiniz. Her ikisi için de kalkış noktası Shinjuku Station. Buradan otobüs biletinizi alıp aktarmasız Chuodo Shimo Yoshida istasyonunda inebilirsiniz. Otobüs biletleri genellikle günler öncesinden bittiği için benim gibi trenle gitmek zorunda kalırsanız Shinjuku’dan Otsuki istasyonuna, oradan da Shimoyoshida istasyonuna trenle aktarma yaparak ulaşabilirsiniz. Her iki duraktan sonra yaklaşık 25 dakikalık bir tırmanış ve Fuji’nin eşşiz manzarası sizi bekliyor olacak.

Tokyo’da bir kaç Türk görmüştüm ama bu tepede Türk bir aile ile karşılaşmayı beklemiyordum. Adana’dan gelen tek çocuklu çift ile uzun uzun sohbet ettikten sonra onları Fuji etrafındaki gölleri gezmeye uğurlayıp Tokyo’ya geri döndüm. Normalde çok erken kalkıp günde 3-4 saat uyuyarak 2 hafta deli gibi gezdiğim gezilere göre bu gezimde hastalığımın etkisiyle daha sakin rotalar planlamalıydım. Gerçekten 2. bir noktaya gidecek halim kalmıyordu.

Japonya’dan İlginç Notlarım

  • İnsan nerede mutluysa vatanı orasıdır derler ya Japonya’ya gidip kendini oralı sanmayan pek insan yoktur. Geri dönerken gerçekten üzülmüştüm. Bu nasıl huzurdur arkadaş.
  • Çevre ve ulaşım araçları o kadar temiz ki! Sanki her gün birileri çamaşır suyuyla tüm şehri temizliyor gibi.
  • Taksi koltukları örülmüş beyaz dantellerle kaplı. Annelerimizin bir bildiği olabilir mi?
  • Her dükkan sahibi sabah erkenden kendi dükkanının önünü itinayla temizliyor. Önündeki yolda yere yapışmış nesneyi spatula ile kazımaya çalışan yaşlı amca gözümün önünden gitmiyor.
  • Metro, otobüs ve alışveriş kuyruklarında haksızlığa uğramanız hiç olası değil ama metro veya otobüste kadınlara yer vermek gibi bir adetleri yok. Hatta birbirine yer veren kimseyi görmediğim gibi benim verdiğim koltuğa kimse oturmadı. O koltuğa ben geri oturuncaya kadar kimse oturmadığı gibi kendi kendime ortamı gerdiğim hissine kapıldım.
  • Japonya’da dışarıda veya metroda yemek yiyen kimseyi görmedim. Bu nedenle yanımdaki çerezleri yerken gizleyerek yeme ihtiyacı duydum
  • İnsanlar o kadar temiz ve güzel giyiniyor ki üzerimdeki gezi kıyafetleri ve ayağımdaki spor ayakkabıyla Tokyo’da gezmeye utandım.
  • Her köşede içecek otomatı bulabilirsiniz.
  • Restoranların önündeki camlı bölmede içeride servis edilen menünün bire bir aynı modeli sergileniyor. Bu sayede içeride sizi neyin beklediğini içiniz rahat görebiliyorsunuz.
  • Bahşiş kesinlikte ayıp kabul ediliyor.
  • Kasada hesap öderken kredi kartını veya parayı küçük bir tabağa bırakmanız kibarca gösteriliyor. Kartı elden vermeniz gerektiğinde parmak uçlarınızla yukarı yönde tutmanız isteniyor. Her adımda sürekli teşekkürler sizi bekliyor.
  • Umumi tuvaletler çok temiz ve teknolojik. Siz oturmadan klozet kapağı otomatik ısıtılıyor, otomatik temizleme ve kurutma hizmetinden faydalanabiliyorsunuz. Hatta çoğunda gürültünüzü gidermek adına müzik açabiliyorsunuz.
  • Takım elbise zorunlu olmamasına rağmen metroda takımla işe giden isanları görmeniz mümkün. Erkekler için siyah takım ve beyaz gömlek, kadınlar için siyah etek, beyaz gömlek ve topuklu ayakkabı resmi üniforma gibi.
  • Kadınlar diğer Asya kadınlarına göre kesinlikle fark edilir bir kültüre ve güzelliğe sahip.
  • Hiç bir kadınla göz göze gelemedim. Hepsi bir şekilde ya başını eğerek geziyor ya da sizinle göz göze gelmemek için uğraşıyor.
  • İlk başta kadınların hafif makyajlı gezdiğini düşünmüştüm. Sonra metroda 15 dakikaya yakın makyaj yapan bir kadının nasıl değiştiğini görünce hayal kırıklığına uğradım. Yine de makyajsız da güzel olduklarını düşünüyorum.
  • Erkeklerin metroda kadınlara 2 kere omuz attığını gözlemledim. Kadınlar da sadece kafalarını kaldırıp biraz geriye çekildiler. O kibar erkeklerin içinde garip ve kaba bir üstünlük kurma duygusu seziliyordu.
  • Yöresel kıyafet giymiş kadınların fotoğraflarını çekmek istediğimde tepki gördüm. Hatta yanındaki erkeklerin karete filmlerinde çıkarılan o seslerden çıkardığını bile duydum.
  • Her köşe başında anime çılgınlığı kendini gösteriyordu.
  • Trende bilet kontrolü yapan görevli vagonu terk ederken vagona yüzünü dönüp eğilerek teşekkür ediyor.
  • Temizlik görevlilerin genellikle yaşlı insanlardan oluşması garip gelmişti.
  • Metro ve tren hatları o kadar karışık ki günde en az 2-3 defa yanlış vagona binebilirsiniz. Tabelalarda çok nadir İngilizce yanıp söndüğü için gelen trenin sizinki olup olmadığına emin olamıyorsunuz. Kyoto’da 2 durak gitmek için trene bindiğimde komşu kasabadan geri dönmüştüm.
  • Yöresel kıyafet kiralıyorsanız ayağınızda normal ayakkabı olması kabul edilmiyor. İllaki tahta terlikleri giymelisiniz. Bu nedenle yöresel kıyafetlerle fazla gezemeyeceğinizi unutmayın.
  • Yazın gidiyorsanız sıcaktan bayılmanız işten bile değil. Mersinli biri olarak Ağustos ayında oldukça zorlandım. Kesinlikle abartmıyorum, gün içerisinde birkaç kere tişörtümün suyunu sıkarak geziyordum.
  • Türkiye’den getirdiğiniz telefonlar Japonya’dan alacağınız SIM kartlarıyla uyumlu olmadığı için ya paraya kıyıp yeni telefon almalısınız ya da çok pahalı olan yanınızda taşıyabileceğiniz modem satın alarak ona bağlanmalısınız. Türkiye hattınız maalesef orada hizmet vermiyor. Ben bunların hiç birini uygulamadım çünkü Japonya’da neredeyse her yerde ücretsiz WIFI hizmetine ulaşabildim. Kafe ve restoranların dışında otobüs ve metro duraklarında da ücretsiz WIFI hizmeti sunuluyor.
  • En önemli konu Japonya sandığınız kadar pahalı değil. Önceden pahalıymış evet ama para birimleri değer kaybedince sıradan bir Asya ülkesinden pahalı ama Avrupa ülkelerinden ucuz hale gelmiş. Sadece Tokyo’da oteller pahalı gelecektir. Kyoto veya Nara bölgelerinde konaklama oldukça uygundu. Vietnam’daki Starbucks kahve fiyatları Japonya’dan pahalıydı.

Fuji’yi görmek için geldiğim Tokyo’dan 3. gün sabahında hızlı tren ile Kyoto’ya doğru yola koyuldum. Çok kalabalık bir şehirden artık daha güzel fotoğraflar çekebileceğim eski kültür başkentine doğru yolculuk başlamıştı. Burası beni aslında oldukça yormuştu. Bu kadar karmaşık bir şehir beklemiyordum. İnsanlar ve ortam harika olsa da tatil beklentisiyle Tokyo’ya giderseniz oldukça yorulacağınızı unutmayın.

En büyük hayallerimden birini gerçekleştirmiş huzur içerisinde Kyoto trenine bindim…

Kyoto ve Nara anılarımda görüşmek üzere…

Birhan Uğuz

3 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

birhayaldi

“You only live once; but if you do it right, once is enough” Mae West

%d blogcu bunu beğendi: