İçeriğe geç

Borobudur & Prambanan Tapınakları – Endonezya

Bu sayfayı okumadan önce birbirinin devamı olan Jomblang Cave  anılarımı okumanızı öneririm.

Yogyakarta / Endonezya turum için akşam üstü Malezya’dan gelip otelime yerleşmiştim. Sonraki 2 gün boyunca bu bölgedeki önemli noktaları Jomlang Cave Tour firmasından ayarladığım araç ile gezecektim. Yogyakarta Bali ve Doğu Java bölgesine göre daha çok şehirleşmiş görünüyordu. Yollar daha genişti ama şehir merkezinde yoğun bir gürültü ve kalabalık vardı. İlk gün Endonezya ile ilgili algımın değişmesinden endişeleniyordum. Çünkü Endonezya denilince ilk gezimden aklımda sadece doğal olana nasıl sahip çıkıldığı  kalmıştı.  Ama gezdikçe içimdeki huzursuzluk azaldı ve bu ülkeye olan hayranlığım daha çok arttı.

Buraya 1. gün Borobudur ve Prambanan tapınaklarını ile Merapi yanardağını, 2. gün ise Joblang mağarası ve Timang sahilini görmeye gelmiştim. İlk gün gece 03:00 gibi  “Borobudur Sunrise Tour” etkinliğine katılmak için yola çıktık. 1 saat sonra ulaştığımız Borobodur tapınağına kaydımı yaptırıp el fenerimi aldım. Çünkü karanlıkta çıkılmasın gereken uzun merdivenler beni bekliyordu. Tapınağa girişte her yerde drone yasağına dair işaretler vardı ve çantamı kontrol ettiklerinde çıkışta geri vermek üzere dronuma el koydular. Uzun uzun da bu bölgede drone uçurmanın yasak olduğunu anlattılar. Aslında tamam merak etmeyin deyip içeri geçmiştim ama çıkışta bu düşüncem değişecekti.

Borobudur hakkında kısa bilgilendirme yapacak olursak;

Borobudur Tapınağı, Endonezya’nın Yogyakarta şehrinde bulunan Dünya Mirası bir yapıdır. Dünyanın tek parça halinde ve en büyük Budist tapınağı olma özelliğine sahiptir. Endonezya ülkesinin Yogyakarta şehrinde yer alan tapınak Unesco tarafından 1991 yılında Dünya Miras Listesine kabul edilmiştir.

Tapınağın hangi tarihte yapıldığına dair resmi kayıt olmamakla beraber tahminlere göre Sailendra Hanedanlığı dönemine denk gelen MS 750 yılları olduğu düşünülmektedir. Yapımını 75 yıl süren Borobudur uzun yıllar kaderine terk edilmiştir. Ardından volkan patlaması sonucu volkanik küllerin tapınağa yayılması ile bu dünya mirası küller altında gizli kalmıştır. Yapı Sir Stamford Raffles tarafından 1814 yılında keşfedilerek ilk restore işini Hollandalılar üstlenmiş ardından Unesco’nun 25 milyon dolar desteği ile bu restorasyon 11 yıl daha devam etmiş ve sonunda 1991 yılında dünyaya kazandırılmıştır.

  • Dünya’nın en büyük ve tek parça halindeki olan tapınağıdır.
  • Yapımı 75 yıl sürmüştür.
  • Yapımında her biri 40 kilo ağırlığında olan iki milyon blok taş kullanılmıştır.
  • 504 buda heykeline, 2.760 rölyefe ve 72 tane stupa’ya sahiptir.
  • Kuşbakışı bakıldığından mandala şekli görülür.

Gün doğumu için Borobodur’un en yüksek noktasına çıkmıştım ama git gide meşhur olan gün doğumu etkinliği mevsimi olmamasına rağmen oldukça fazla turist çekmişti. Hava da hiç umduğum gibi değildi. İyi bir gün doğumu fotoğrafı için güneşi az da olsa görmeliydiniz ama bu hiç mümkün olmamıştı. Kalabalık saat ilerledikçe yoğunlaştı ve istediğim kadar iyi fotoğraf çekememiştim. Bir nokta yakalayıp en azından Borobodur mimarisini iyi bir şekilde fotoğraflamak istiyordum fakat her fotoğrafa kompozisyona aykırı bir turist mutlaka giriyordu.

İyi kötü aşağıdaki fotoğrafları yakalamıştım ama bu fotoğraflar için bu kadar yolu gelmek moralimi bozmuştu. Sonunda gün doğumu turu bitmiş gündüz gelen turistler için kapı açılmaya başlamıştı. Bu nedenle tur kapsamımda verilen kahvaltıyı da kaçırmamak için tapınaktan aşağıya indim.

Not: Endonezya yemekleri baharat sever biri olarak bana bile fazla baharatlı ve yağlı geliyor. Bu nedenle yanınızda bol bol yiyecek getirin. 

Kahvaltıdan sonra arabaya geçip rehberimin Bromo drone uçuşu için ağzını aramaya başladım. Önce olmaz yasak dese de arkadaşlarına gösterebileceği özel bir videosu olacağından bahsedince (genelde herkesi bu şekilde ikna ediyorum) ikna oldu hatta benden çok heyecan yaptı. Bromo’dan çok uzak olmayan ama fark edilmemizin zor olduğu bir nokta bulup drone uçuşuna başladık. Borobudur’a 500m’de yani kimsenin dronu fark edemiyeceği bir yükseklikte yaklaşıp görüntü almaya başladık. Aşağıdaki videoda göreceğiniz gibi biraz geriden ve tam tepesinden görüntü almaya devam ederken Borobudur hoparlöründen anons geldi;

“Drone uçurmak yasaktır, dronu indirin ve güvenlik güçlerine teslim olun”

Bu anons önce İngilizce sonra kendi dillerinde tekrarlandı. Ben İngilizce her denileni anlamadım ama rehberim “buraya polis geliyor bizi tutuklayacaklar” diye telaşlanmaya başladı. Hatta ilk önce beni bırakıp arabaya bindi ama sakin olması gerektiğini kimsenin yerimizi fark edemeyeceğini anlatmaya çalıştım. Sonra dronu bize göre ters yönde uzaklaştırıp gözden tamamen kaybettikten sonra arkadan dolandırıp iniş yaptım. Drone indikten sonra toplamadan arabaya atladık ve direk yola koyulduk. Rehberim kendi kendine dualar okuyordu ve yolda giderken gördüğü her polisten tedirgin oluyordu. Ben de birisi bizi yakalarsa mesuliyetin bana ait olduğunu kendisinin artık rahatlaması gerektiğini söylüyordum.

Düşünün ikinci gün rehberim endişesinden arabasını değiştirip gelmişti. Hatta Yogyakarta havalimanında acaba sorunsuz çıkabilecek miyim endişesi bile yaşamıştım. Sonuç olarak kimse bizi bulamamıştı ama rehberimin telaşı benim bir hayale stresli bir anı sığdırmama neden olmuştu.

Bromo’dan sonra Merapi yanardağına gittik. Jeep safarisi yaparak 2010 yılında yaşanan felakette yüzlerce kişinin can verdiği köyü gezdik. Doğal afetten kalan yanmış eşyalar ve hayvan iskeletlerinin olduğu açık hava müzesini gezdik. Bu  tur olmazsa olmaz bir tur değildi. Zamanınız kalırsa ve mevsim uygunsa deneyebilirsiniz. Hava sisli olduğu için eteklerine kadar çıktığım Merapi yanardağından güzel bir fotoğrafla dönemedim. Neyseki Endonezya dönüş yolunda  havadan görüntüleme şansını yakalamıştım.

Merapi, konik şekilli ve Java adasının merkezi ile Yogyakarta arasında bulunan yanardağdır.

400.000 yıl öncesi ile 10.000 yıl öncesi arasında oldukça aktif olduğu düşünülen Merapi yanardağı günümüzde her yıl ufak patlamalar, 10-15 yılda bir ise büyük patlamalar gerçekleştirmektedir.

Yılın 300 günü yanardağın üzerinde duman görmek mümkündür. Çok ilginçtir ki inanılmaz tehlikeli olmasına rağmen binlerce kişi bu yanardağın eteklerinde yaşamaktadır. Volkanik küllerin toprağı zenginleştirdiğini düşünen çiftçiler buraya halen ekin ekmektedirler. Fakat bu o kadar risklidir ki örneğin 2010 yılında yanardağ 1 ay boyunca lav püskürtmüştür. Bu patlama 300 kişinin ölümüne sebep olmuş ve tüm gökyüzünü dumanla kaplamıştır. 2013 Kasımında ise Merapi Yanardağı saatlerce kaynamış ve 2 km yüksekliğe kadar duman püskürtmüştür.

Merapi’den sonra Dünya’nın en büyük Hindu tapınağı olan Prambanan’a geçtik. Prambanan olmazsa olmaz listemde yoktu ama vardığımda beklediğimden çok daha büyük ve gösterişli yapılarla karşılaştım. Burayı havadan görüntülemeyi o an çok istesem de tekrar rehberimin huzurunu kaçırmayı göze alamamıştım.

Candi Prambanan veya Candi Rara Jonggrang, Yaratıcı (Brahma), Koruyucu (Vishnu) ve Yok Edici (Shiva) olarak belirtilen Tiurti’ye adanmış, Endonezya’nın Orta Cava ilinde, 9. yüzyıldan kalma bir Hindu tapınağı kompleksidir. Tapınak kompleksi, Orta Cava ve Yogyakarta illeri arasındaki sınırda, Yogyakarta kentinin yaklaşık 17 kilometre kuzeydoğusunda yer almaktadır.

Bir UNESCODünya Mirası alanı olan tapınak kompleksi, Endonezya’daki en büyük Hindu tapınağı ve Güneydoğu Asya’daki en büyük Hindu tapınaklarından birisidir. Hint mimarisinin tipik uzun boylu ve sivri mimarisi ve büyük tapınak kompleksi içindeki 47 metre yüksekliğindeki (154 ft) merkez binası ile dikkat çekmektedir. Prambanan, turistler için bir cazibe merkezi halindedir.

IMG_1988prambanan

Yogyakarta’da ki 1. günümde Dünya’nın en büyük Budist ve Hindu tapınaklarını gezmiş oldum. Yanardağı maceralarıma Bromo ve Ijen kadar iyi olmasa da yenisini ekledim. Bu yapıları görmek için bu kadar yolu gelmeye değer miydi? Kesinlikle evet! Çünkü bu Dünya’ya bilimsel olarak şans eseri, dinen bir amaç uğruna geliyoruz. Ama her ikisinde de geldiğimiz bu dünyadan yaşamadan, görmeden, dokunmadan ve tatmadan dönmek var oluşumuza haksızlık olacaktır.

2. gün için  Jomlang mağarası ve Timang sahili anılarımı okuyabilirsiniz.

Dışarıda yaşanmayı bekleyen kocaman bir dünya var. Anlatacak yeterince hikayen, dinlemek isteyecek dostların olsun… Hayata bağlan!

Yeni hayallerde görüşmek üzere…

Birhan Uğuz

3 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

birhayaldi

“You only live once; but if you do it right, once is enough” Mae West

%d blogcu bunu beğendi: