İçeriğe geç

Petra – Ürdün

Açıklama: Petra anılarımızdan önce Wadi Rum anılarımızı okumanızı tavsiye ederiz.

Wadi Rum maceramızın ardından sabah 9:00 gibi Nabatilerin kayıp şehri Patra’ya doğru yola koyulduk. Yolculuğumuz Wadi Rum’un aksine oldukça güvenliydi ama kış ayı nedeniyle yolda buzlanmalar vardı. Yavaş ve dikkatli bir şekilde Petra’ya çok yakın otelimize ulaştık. Wadi Rum’da o kadar kuma bulanmıştık ki yıkanmak en büyük isteğimizdi fakat otelde sıcak su ve odalarda ısıtıcı yoktu. Yani Ürdün gezisine başlarken Wadi Rum’u geçelim sonra çok rahatız diye düşünüyorduk ama sonraki günlerde anladık ki Ürdün’ün en rahat bölgesi Wadi Rum bölgesiymiş.

Gün boyu Petra’da gezip akşam 20.30’da başlayacak ve sadece Pazartesi ile Perşembe günü gerçekleştirilen “Petra by Night” etkilinliğine katılmayı planlıyorduk. Ama otelde yaşadığımız aksilik 2 saat kaybetmemize neden olmuştu. Ancak saat 13:00 gibi Petra’ya giriş yapmıştık.

THY biletiniz varsa Petra girişi 40 JOD, yoksa 50 JOD. Akşam etkinliği ise kişi başı 18 JOD olarak ücretlendiriliyor. 1 JOD=5.3 TL olduğunu düşününce Ürdün’de sırt çantalı gezgin olmanın kolay olmadığını hatırlatmamız gerekiyor.

Petra’nın 16:00’da kapatılacağı bilgisini alınca geç kalmışlık gerginliği yaşayıp yanımıza yiyecek birşeyler almadan bölgeye girdik ve vadinin arasından 1.5 km yürüyerek yaklaşık 2000 yıl kadar önce Nebatiler tarafından kayalara kazınmış Nebati, Pagan, Mısır ve Yunan kültürünün mitolojik figürleriyle süslenmiş 39.1m yüksekliğindeki El-Hazne’nin önüne ulaştık. O an yaşadığımız heyecanı ve şaşkınlığı aşağıdaki videoda görebilirsiniz;

Yazının başında dediğim gibi aç karnına ve yanımıza yiyecek birşeyler almadan girdiğimiz Petra’da bizi bir anda beklemediğimiz bir yolculuk bekliyordu. Son dönemlerde Petra ile ilgili zirveden El-Hazne’nin göründüğü çok hoş fotoğraflar paylaşılmaya başlanmıştı. Buraya nasıl çıkacağımız konusunda hiç açıklama okumamıştım. Nasıl olsa oraya varınca bir yolunu buluruz diye düşünüyordum. Sonra El-Hazne’nin önüne gelir gelmez “Jack Sparrow” tipli gençler etrafımızı sarıp bu tepeye çıkmak için tur önerisinde bulunmaya başladılar. Tek gezerken bana yapılan her teklife “no” demeyi öğrenmiştim. Çünkü bir anda üzerinize öyle ısrarla yöneliyorlar ki sonrasında kendinizi dolandırılmış turist olarak buluyorsunuz. Ama bu sefer yanımda Lale olunca birbirimize bakıp karar veremedik ve bu durumdan istifade edip bize ısrarla tur sattılar. 35 JOD’dan başlayan fiyatlar sadece zirve tırmanışı için 10 JOD’a kadar indi. Ama inişte kendi başınasınız dediler. Önce yahu niye kabul ettik diye söylenerek tırmanışa başladık ve gördük ki yerli insanlar tepeye çıkan yolları kapatmışlardı ve para almadan kimsenin çıkmasına izin vermiyorlardı. Bu durumu görünce hafiften içimiz rahatlamıştı ama tırmanmaya başlayınca anladık ki bu zirveden yanımızda rehber olmadan inmemiz kolay olmayacaktı. Gerçekten rehberin bizi kolumuzdan tutup çektiği bir tırmanış oldu ve zor da olsa hayal ettiğimiz tepeye ulaştık.

Sonra kendi içimizde söylenmeye başladık; iniş için de 5 JOD daha verelim mi yoksa şansımızı tek mi deneyelim. O anda rehber farklı bir öneride bulundu. Karşı tepeyi göstererek oraya tırmanmak için toplamda 35 JOD istiyordu. Normalde tek olsam kabul etmem kendim gezerim der geçerdim ama 2 kişi olunca yine kararsız kalıp 25 JOD’a diğer zirve tırmanışında da anlaştık. Fotoğrafta sağımızda bulunan tepeden buraya tırmanmaya devam ediyorduk. Wadi Rum’da o kadar çok tırmanış yapmıştık ki Petra’da yeniden tırmanışa geçmek hiç kolay olmamıştı ve ilk tepeden sonra gördüğümüz manzaralardan mutlu olmamıştık. Verdiğimiz paradan çok kaybettiğimiz zamana üzülmüştük.

Yarım saat süren tırmanıştan sonra antik tiyatroyu gören zirveye ulaşmıştık ve rehberimiz burada görevinin bittiğini, ilerideki yolu takip ederek inebileceğimizi söyledi. Beraber inmek istiyorsak da ekstra para istiyordu. Yani o kadar sinirlenmiştik ki bunun başımıza gelebileceğini önceki deneyimlerimizden tahmin edebiliyorduk ama ilk defa 2 kişi gezmenin verdiği kararsızlığı yaşayıp buna engel olamamıştık. Daha fazla canımızı sıkmadan rehberi gönderdik ve zirveyi yalnız inmeye başladık.

Zirveden iniş pek kolay olmamıştı fakat Wadi Rum’da yeterince deneyim kazandığımız için düşmeden inmeyi başardık. Sonra El-Hazne’nin önünden başlayıp Patra’nın en büyük yapısı olan Ad-Deir’e uzanan yola doğru inmeye başladık. Burası nispeten daha güzel görünüyordu. İnişimiz saat 15:00 gibi tamamlandı ama açlığın verdiği huzursuzluğu gideremiyorduk. Petra’ya gelmekteki diğer büyük amacımız El-Hazne’den 1 saat yürüyerek Ad-Deir’e ulaşmak ve fotoğraflamaktı ama çok zaman kaybetmiştik ve kapanışa 1 saat kalmıştı. Açlığın verdiği yorgunluğu Petra içerisinde bir şeyler yiyerek gidermek istedik fakat fiyatlar gerçekten pahalıydı ve Ad-Deir’e gidip gelecek zamanımız ve mecalimiz de yoktu. Biraz hayal kırıklığı ile dönüş yoluna koyulduk. Sonra uzun uzun bu konu üzerine düşündük, ilk defa bir hayalimizden vazgeçmiştik. Ama birkaç günün yorgunluğu ve zaman kaygısı bu kararı almamıza neden olmuştu. Neyse ki dinlenip gece Petra’ya tekrar dönecektik. El-Hazne’nin önüne tekrar gelip fotoğraflarımızı çekindik ve otele doğru yola koyulduk. Otele vardığımızda o kadar yorgun hissediyorduk ki iyiki Ad-Deir’e gitmeyi denememişiz diye kendimizi avuttuk. Hatta Petra’nın 16:00’da kapandığını ama 17:00’ye kadar çıkılması gerektiği yazısını görmek bile moralimizi bozmamıştı.

Karnımızı doyurup iyice dinlendikten sonra 20.30’da Petra by night etkinliği için yola koyulduk. Petra’nın girişinden El-Hazne’ye kadar olan 1.5 km’lik yolu mumlarla aydınlatmışlardı. Biz bu kadar zahmete girileceğini düşünmemiştik. Yolda ilerlerken bir yandan fotoğraflarımızı çekiniyor, bir yandan da insanları geçip El-Hazne’nin ön sıralarında yer kapmayı planlıyorduk.

Fakat vardığımızda çoktan ön sıralar tutulmuştu. Etkinlik başlamadan önce sağ kenara geçip yıldızların da yardımıyla meşhur Petra fotoğrafımı çekmiş oldum. Bu fotoğrafı çekebilmek benim en büyük hayallerim arasındaydı.

DSC06328

Ve etkinlik başlamıştı. Önce üflemeli çalgı ile bizim de alışık olduğumuz ezgiler eşliğinde  dinleti gerçekleştirildi ve Petra hakkında kısa bilgiler verildi. Sonra telli bir enstruman ile dinleti devam ederken yine bol şekerli çay servisi yapıldı ve dinleti sonunda mor renkli spotlar ile El-Hazne aydınlatıldı.

Yorucu geçen bir Wadi Rum gezisi ardından yarım günde Petra hayalimizi gerçekleştirmiştik. Ne kadar deneyimli olursak olalım yanımızda yiyecek taşımama ve gereksiz yol uzatma deneyimleri biraz moralimizi bozmuş olsa da uzun zamandır hayalini kurduğumuz manzara karşımızdaydı.

Biliyorduk ki her zaman herşey beklendiği gibi geçmeyecekti. Ama gezmek gibi sonu olmayan bir hayalin içindeydik.

Yeni hayallerde görüşmek üzere…

Petra gezisi için uyarılar;

1 – Petra’yı mümkünse yanınıza yiyecek alarak tam gün gezin. İçeride karnınızı doyurmak isterseniz en ucuz çikolata bile 30 TL civarında.

2 – Zirve tırmanışı için pazarlığı sonuna kadar devam ettirin. Biz zirveden indikten sonra başka bir grup 7 JOD’a çıkarmayı teklif etti. Yeterince zamanınız varsa arkadan dolanıp zirveye ulaşmayı deneyebilirsiniz.

3 – Gece etkinliği için Petra ziyaretinizi pazartesi veya perşembe gününe denk getirin.

4 – Petra girişinde at veya deve turu için bilete dahil bilgisi verilip size ısrarla tur öneriyorlar fakat tur bitiminde sizden 20 JOD bahşiş bekliyorlar.

Birhan Uğuz

 

 

 

2 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

birhayaldi

“You only live once; but if you do it right, once is enough” Mae West

%d blogcu bunu beğendi: